Şeytan Marka Giyer (2006)
Film Özeti
New York’un neon ışıkları altında, bir kadın hayali, her şeyin çok ötesinde bir yere sarmaş dolaş olmuş durumda. “Şeytan Marka Giyer” (2006), hem moda dünyasının ışıltılı cephelerini hem de bunun arkasındaki acımasız gerçeklikleri ustalıkla harmanlıyor. Yönetmen David Frankel, bir yandan Meryl Streep’in unutulmaz performansı ile hayat verdiği Miranda Priestly karakteriyle içimizi ürpertiyor, diğer yandan da Anne Hathaway’in canlandırdığı Andy Sachs’ın masumiyetine eşlik ediyor.
Ah o Runway dergisi… Gerçekten de içindeki sıradan bir çalışan için bir cehennem kaynağı! Of ya, moda dünyası dışarıdan parıldıyor ama içerisi kesinlikle başka bir hikaye. Bir an bile duramayan, bitmek bilmeyen talepler ve her an kapınızda beliren bir Miranda gibi… Neyse ki, Stanley Tucci ve Emily Blunt’ın müthiş enerjisiyle karşılaştığımızda gülümsemek kaçınılmaz oluyor. Hayat bir orkestra gibi, fakat burada çaldığınız enstrüman sadece talimatlar! Ve bu talimatların verdiği heyecan, bazen de korku, iyice iç içe geçmiş durumda.
Kendinizi bu farklı duyguların içinde kaybolmuş hissettiğiniz anlar var. Özellikle Andy Sachs’ın moda dünyasında kendini bulma süreci, hepimizde bir yerlerde yankı buluyor. Kim bilir, belki de çoğumuz bu çuvallar içinde kendi kimliğimizi bulmaya çalışırken, düşündüğümüzden daha fazlasını kaybetmişizdir. Ah… Ne komik, aslında dünya üzerinde kaç Andy var, kim bilir? Hayat, hayallerin peşinden koşarken, bazen içinde kaybolduğumuz bir labirent gibi.
İlerledikçe, bu karmaşadaki zafer çığlıkları ve kaybedilen ruhları daha net görüyoruz. Yani, en güzel elbisenin içinde bile yalnızlık hissedilebilir. Harbiden, bu film, moda odaklı bir drama olmanın ötesine geçiyor ve izleyiciye önemli bir mesaj veriyor: Her şeyin bir bedeli var. Miranda’nın sadistic yetenekleri bir yandan büyüleyici, diğer yandan korkutucu… Bu yüzden, Runway’deki herkes her an en iyi halini sergilemek zorunda… Zira burada, en sıradan gün, iş hayatının sonunu getirebilir!
Yorumlar