Diriliş (2015)
Film Özeti
Hugh Glass, deneyimli bir tuzakçı olarak karşımıza çıkıyor; avladığı hayvanların derileri için çalışan bir ekibin parçası. Ama bu film, sadece bir av hikayesi değil. Yani, bu hikaye tam olarak doğanın vahşi çehresinde hayatta kalma mücadelesi. Bir av sırasında karşılaştığı boz ayı… Hayatının en korkunç anlarından biri belki de. Yaralı bir şekilde ormanda yalnız kalmışken, onu terk eden ekibi ise en az hayvanlar kadar acımasız. Glass, garip bir şekilde hayata tutunuyor; sırf yaşam için değil, sen düşündün mü…
İşte filme adını veren “Diriliş” burada başlıyor. İçindeki hayatta kalma dürtüsü, onu yeniden doğuşuna hazırlıyor. Zaten doğada tek başına kalmanın verdiği yalnızlık, insanı bambaşka bir yere sürüklüyor. O an düşünmeden edemiyorsun, ne yapardım? Hayatta kalmak uğruna neleri göze alırdım? Ne kötü niyetler, ne acımasız gerçekler var… Ve tüm bunlar, sadece bir arayışın parçası. Bir intikam hikayesi de var elbette. O ayıya karşı olan öfkesiyle beraber, ekip arkadaşlarının onu terk etmesine karşı çıkışını da içeriyor bu… Of ya, bazen insanlar o kadar bencildir ki…
Leonardo DiCaprio’nun muazzam performansı ve Alejandro González Iñárritu’nun usta yönetmenliğiyle birleşince, izleyici gerçekten derin bir deneyim yaşıyor. Her sahne, her an… hayatın ve doğanın ne denli sert olduğunu gözler önüne seriyor. Senin için de tam bir görsel şölen! Bu kadar vurgulu anlatılan bir dramda aksiyonun da yer alması kaçınılmazdı. Zaten görselliği de harika! O görüntüler, insanı içine çekiyor. Kızılderililerle, Fransız birlikleriyle dolu bu kargaşa içerisindeki keder, ve tabii ki, özlem… Hayatın gerçekleriyle iç içe geçmiş bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Her şey, onu hayatta tutan bir umut ışığı… Başarı, yalnızca dışarıdakilerle değil, aslında içimizde sakladıklarımızla ölçülüyor. O yüzden bu filmi izlemek sadece bir eğlence değil, bir deneyim. Ve sana ne diyecek bir mecra var değil mi? Harbiden kaçırılmaması gereken bir yapım!
Yorumlar