Ölü Gelin (2005)
Film Özeti
Şimdi gözlerinizi kapatın ve hayal edin… 19. yüzyılın Viktorya dönemi, karşınıza çıkıyor. Tim Burton’ın “Ölü Gelin” filmi, tam da burada başlıyor. Victor adındaki genç adam, gözleri parlayan nişanlısı Victoria ile hayatının en heyecan verici günlerine doğru adım atarken, şeytanın bacağını kırmayı beceremiyor. Tam evlenmek üzereyken, bir hata yapar ve ölüler diyarının kapılarını aralar… Victor, Emily adında bir ölü gelini yanlışlıkla diriltir. Herkesin başına gelebilecek bir şey değil mi?
Emily, ne yazık ki, tamamıyla farklı bir dünyadan geliyor. Hani böyle birinin “Ben senin kocanım!” demesi nasıl da çekici ama bir o kadar da korkutucu. İşte burada başlıyor, iki dünya arasında bir yolculuk… Emily, Victor’u eşi olarak benimser ve onu ölüler dünyasına doğru sürükler. Tüm bu şamata içinde, Victor bir yandan gerçek aşkı Victoria’ya geri dönmeye çalışırken, diğer yandan ölüler diyarının karanlık sırlarıyla yüzleşmek zorunda kalıyor.
Johnny Depp’in sesiyle hayat bulan Victor, bizleri derin bir ikilem içinde bırakıyor. Helena Bonham Carter’ın muhteşem performansıyla Emily, izleyiciyi adeta büyülüyor. Velhasıl, filmdeki karakterlerin her biri, kendine has bir dokunuşla hayat buluyor. Gerilim, komedi ve biraz da dram… Hepsi bir arada.
Bu filmde öyle sahneler var ki, izlerken bir an durup düşündüğünüzde… “Vallahi bu dediğim gibi mi?” dedirtiyor. Hayaletlerin arasında kaybolmuş bir aşk hikayesi, bir çiçeğin solmadan önceki son nefesi… Her ayrıntıda derin bir anlam bulabilirsiniz.
Burton’ın bu eseri, görsel şöleni ve etkileyici anlatımıyla dikkat çekiyor. Yani, öyle bir film ki, sadece izlemekle kalmayacaksınız. İçinde kaybolacaksınız. Of ya, ne kadar da güzel bir deneyim! Haydi, bu büyülü dünyaya adım atmaya hazır olun.
Yorumlar